Subject: Yunanistan'a sığınan hainlere stratejik şamar
From: eb@egemenbagis.com
Date: 20/09/16 08:55
To: eb@egemenbagis.com
CC: Egemen 2 Bagis <egemenbagis@yahoo.com>

BAĞIŞ'tan bir stratejik hamle daha: Yunanistan'a iade mesajı

Yunanistan'ın saygın gazetelerinden Efimerida Ton Syntakton’da Yunanca ve tam sayfa olarak yayınlanan makalesinde AB eski Bakanı Egemen Bağış, Yunanistan'a sığınan FETÖ mensubu hain askerlerin acilen Türkiye'ye iadesini talep etti. 

Yazdığı makalede Bağış'ın vurguladığı gibi; "Bu kanlı darbe girişiminin faillerinden bazıları askeri helikopterle Yunanistan’a kaçtılar ve siyasi sığınma talep ettiler. Türk Ordusu'nun üniformalarını giyen bu teröristler, NATO müttefikimiz bir ülke tarafından kabul edilmemelidirler, çünkü bunlar ülkemizin bütünlüğünü koruyan demokrasinin dokusunu tehdit eden “hainler”dir."

Geçtiğimiz haftalarda terörist başı Fettullah Gülen'in yaşadığı Pennsilyvania eyaletinin en yüksek tirajlı  Philedelphia Inquirer gazetesinde de stratejik bir yazısı yayımlanan Bağış, FETÖ mensubu hainlere karşı mücadelede Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'a destek vermenin herkesin boynunun borcu olduğunu kaydetti. 

--/--

Makale, gazetenin Yunanca internet sitesinde de yer alıyor. (http://www.efsyn.gr/arthro/mia-nea-eykairia-gia-tin-ellada-kai-tin-toyrkia-i-ekdosi-ton-prodoton)

Makalenin Türkçe çevirisi: 


“EGEMEN BAĞIŞ: “Yunanistan ve Türkiye için yeni bir fırsat: hainlerin iade edilmesi”

“Suriyeli mülteciler konusunun, Yunanistan ile Türkiye arasında yeni bir yakınlaşma fırsatı oluşturabileceğini yazmıştım. Fakat ülkelerimizin ve halklarımızın daha yakınlaşması için büyük bir fırsat daha var.

Ülkemdeki başarısız 15 Temmuz darbesi, hem demokrasimizin özüne yöneltilen saldırılara karşı dayanıklılığını, hem de ülkemizin düşmanlarının, bir zamanlar “eski Türkiye”nin kendi menfaatleri aleyhine yaptığının aksine, büyük güçlerin kaprislerine ve taleplerine boyun eğmeyen “yeni Türkiye”yi küçültmeye ne kadar hazır olduklarını göstermektedir.

Bu kopuşun incelenmesinin ilk sonuçları, demokrasimize suikast girişiminin arkasında, kendi isteğiyle ABD’de sürgün hayatı yaşayan tarikatçı bir sözde din adamının ilhamı, öğretileri ve muhtemelen önderliği altındaki Türk Ordusu'nun subaylarının bulunduğunu göstermektedir.

Gizli servislerin raporlarındaki veri ve analizlere göre, Fethullah Gülen, önceki haftalarda darbeye karışan üst düzey subaylarla irtibat halindeydi.

Bu kopmanın neden meydana geldiğini anlamamız için, son 16 yıldan beri Pensilvanya’da bir çiftlikte yaşayan, siyasi emelleri olduğu görülmeyen yaşlı bir adamın, yani Gülen’in Ordu ve Hükümet'te önemli yerlerde bulunan yandaşları üzerinde neden bu derece etki sahibi olmayı başardığı gibi bazı kısa açıklamaların verilmesi gerekmektedir. Herşey 80’li yıllarda Gülencilerin kurdukları okullarla başlamaktadır. Sadece ABD’de faaliyet gösteren 140 okulun da dahil olduğu ve şimdi tüm dünyaya yayılmış olan bir eğitim sistemini yıllardan beri desteklemektedirler.

Görünüşte, Gülen’in istediği şey dindar Müslümanlara laiklik ilkelerini öğretmekti; ama aslında, iktidarı ele geçirinceye kadar, yandaşlarını, yüreklerinde sakladıklarını dış dünyaya göstermemeleri için gerçek eğilimlerini gizlemeye teşvik ediyordu.

Gülen, Ordumuzun en iyi birkaç subayı da dahil olmak üzere, o dönemde çocuklarına böyle bir eğitim veremeyecek olan pek çok fakir ailenin akıllı çocuklarını eğitmeyi üstlendi ve şimdi bunlardan çoğu çok güçlü yerlerde bulunmakta. 15 Temmuz’daki darbe girişimine bu subaylar liderlik ettiler. Bir tarikata olan inançla Devlet'e olan inanç karıştırılmamalıdır. Aslında, bu patlayıcı karışım, ülkemizde yaklaşık 50 senedir yavaş yavaş kaynıyordu.

Kasım 2011’de, Gülenciler, Erdoğan Hükümeti’ne karşı ilk saldırıya teşebbüs ettiler. Sadık bir Gülenci olan İstanbul Savcısı, o dönemde Türk gizli servisinin başı olan Hakan Fidan’ı PKK’lı Kürt gerillalarla bağlantıları konusunda sorgulamak üzere çağırdı. 2013’ün başlarında, Erdoğan, ayrımcılık yapan (kabul edilmeleri için öğrencilerin Gülen ideolojisine sadakat beyan etmeleri gerekiyordu) Gülenci dershanelerin Türk topraklarında faaliyet göstermesini yasaklayan bir yasa düzenlemesi yaptığı zaman ise durum iyice gerildi. Bu dershanelerden kazanılan yıllık gelir, yaklaşık 2 milyar Dolardı, ki sözkonusu gelir Gülen’in gizli şirketini finanse edecek ve siyasi emellerini daha yıllarca besleyecekti.

2013’ün Mayıs ayında, Gülen, Gezi Parkı’nda kentsel dönüşüm projelerine karşı Taksim Meydanı’ndaki gösterilere Hükümet'in verdiği cevabı, yasa ve düzenin zorla kabul ettirildiği gerekçesiyle eleştirdi ve ardından, aynı yıl, Hükümet’te Erdoğan müttefiklerine karşı sahte bir yolsuzluk skandalıyla ilgilenmeleri için yargıçları etkileyerek durumu daha da gerdi. Cumhurbaşkanı’yla siyasetteki takım arkadaşı ve Avrupa Birliği’nde başmüzakerecisi olarak yakın ilişkim nedeniyle ben bile Gülencilerin hedefi oldum. Ses kaydı ve gizli kamerayla çekim yaptıktan sonra, akabinde bunların üzerinde oynadılar ve nihayetinde, yanlış anlaşılan bir yolsuzluk olayına dair sahte kanıtların sızmasını sağladılar. Gülencilerin Türkiye’de iktidar planları için hiçbir sınır tanımadıklarına şahsen tanıklık edebilirim.

15 Temmuz’da, Fethullah Gülen, geride yaklaşık 250 ölü ve 2.100 yaralı bırakan darbe girişimini yönetti. Bu kanlı darbe girişiminin faillerinden bazıları askeri helikopterle Yunanistan’a kaçtılar ve siyasi sığınma talep ettiler. Türk Ordusu'nun üniformalarını giyen bu teröristler, NATO müttefikimiz bir ülke tarafından kabul edilmemelidirler, çünkü bunlar ülkemizin bütünlüğünü koruyan demokrasinin dokusunu tehdit eden “hainler”dir.

Yunan Başbakanı ilk günlerde, bu hain teröristlerin iade edilmeleri düşüncesine karşı daha açıktı. Fakat herhangi bir hareketlilik olmadan zaman geçtikçe, Türk halkı, Yunanistan’ın, önemli şahsiyetlerin çocuklarına eğitim veren okullara sahip oldukları 160 ülkeden bilgi toplamak için Gülencileri kullanan aynı büyük güçlerden baskıya maruz kalıp kalmadığı hususunda endişelenmeye başlamaktadır.

Mevcut durum, ikili ilişkilerimiz için bir litmus testidir. Türklerin yaklaşık % 99’u, Gülencilere karşı birleşmiş olup, bağımsız Türk mahkemelerince yargılanmaları için sözkonusu kişilerin komşu ve müttefik olarak Yunanistan’dan iade edilmelerini bekliyoruz. Yunanistan, cuntaların ne kadar korkunç olduğunu kendi tarihinden çok iyi bilmektedir.

15 Temmuz olaylarından sonra kesin olan tek şey, Türkiye’de demokrasinin son derece sağlıklı olduğudur. Cumhurbaşkanımız, Hükümeti sıkı bir şekilde kontrol etmektedir; onun vizyonunu destekleyen vatandaşlar seslerini yükselttiler ve ayak sesleriyle darbecileri tam anlamıyla tanklarından dışarı çıkardılar. Şimdi Yunan dostlarımızın bizimle dayanışma göstermelerini bekliyoruz.”



Makalenin İngilizce tercümesi:

---

Another new opportunity for Turkey & Greece: Extradition of traitors




By Egemen BAGIS

I had written earlier that the Syrian refugees could be a new opportunity for rapprochement between Turkey & Greece. There is however another much stronger opportunity for bringing our countries and nations together.


The botched coup attempt in my country on July 15th, demonstrates at once the resilience of our democracy to survive attacks on its very core, and the extent to which enemies of our country are prepared to go to diminish the "new Turkey" that does not bow herself to the whims and demands of global forces  as the "old Turkey" once did at the expense of her own interests. Initial autopsy results of the fracas show that Turkish army officers following the inspiration, teachings and perhaps even instructions of a cultist Islamic cleric self-exiled in the USA were behind the attempt to assassinate our democracy.

Fethullah Gulen reportedly communicated in recent weeks with senior officers involved in the coup, according to data and analysis extracted from our intelligence reports during last weekend.

A brief tutorial on why Gulen, an elderly man living for the past 16 years on a farm in Pennsylvania with no seeming political ambitions left in life, could hold so much sway over his Turkish brethren in important military and government positions is necessary to understand why this rupture occurred. It all starts in the schools set up by Gulenists in the 1980s. They have long advocated a system of education which has now grown organically around the world, including 140 schools now operating in the US alone. Yet while on the surface Gulen sought to teach secularism to devout Muslims, in reality he was advocating that his followers mask their true Islamist tendencies so as to not alert the outside world to what was hidden in their hearts -- radicalism and exploitation of Islam for self interest -- until they could assume control of the levers of government.

Gulen took responsibility for educating the smart children of many poor families including those of some of our front line officers in the military, many of whom now hold senior positions of power, who couldn't afford such education for their children at the time. These officers led the coup attempt on July 15. Loyalty to a cult should never be confused with loyalty to the state. Indeed, this Molotov cocktail has been brewing for nearly 50 years in our country.

In November 2011, Gulenists attempted their first assault on Erdogan's government. The Istanbul prosecutor, a Gulen loyalist, summoned the then head of Turkish intelligence, Hakan Fidan, for questioning over his links to separatist Kurdistan Workers Party rebels. In early 2013, matters escalated when Erdogan introduced legislation that would ban specialized prep schools run by Gulenists from operating on Turkish soil in a discriminatory manner (students had to profess loyalty to Gulen's ideology to be admitted). At stake was nearly $2 billion in annual revenues from these schools that would have funded Gulen's hidden enterprise and cloaked political ambitions for a long time to come.

In May 2013, Gulen criticized the government's law and order response to protests in Taksim Square over urbanization plans for Gezi Park, and then escalated matters later that year by influencing the judiciary to pursue a bogus corruption scandal against Erdogan's key allies in government. Even I, owing to my close relations with the president as an ally in Parliament and as his ambassador to the European Union, was a target of the Gulenists when they secretly audio and videotaped, then edited and finally leaked fake evidence implicating us in what was a badly staged corruption probe. I can personally attest that Gulenist designs on power in Turkey have no boundary limits whatsoever.


On July 15, Fettullah Gulen orchestrated the coup attempt that left nearly 250 dead and 2,100 wounded. Some of the perpetrators of this bloody attempt escaped with a military helicopter to Greece and applied for political asylum. These terrorists dressed in Turkish military uniforms should not be welcomed by our NATO ally because they are “traitors” who threatened the very fabric of democracy that holds our country together.


The Greek Prime Minister was more receptive to the idea of extraditing these terrorist traitors to Turkey in the early days.  But as time passes without any concrete action, Turkish people are getting worried that Greece is under the pressure of the same global powers  who used the Gulenists in order to gather intelligence from 160 countries where they have schools educating the children of important figures.


The situation at hand is a litmus test for our bilateral relations. Almost 99% of Turkey is united against the Gulenist and we expect Greece as our neighbor and ally to extradite these individuals to be prosecuted by independent Turkish courts. Greece knows too well from her own history how terrible juntas are.

The one thing that is certain from July 15 events is that democracy is alive and well in Turkey. Our president is firmly in control of the government and the citizens who support his vision have made their voices heard by the thunder of their moving feet which literally took the coup plotters out of their tanks. Now we expect our Greek friends to show their solidarity.

The writer was the former European Union Minister and Chief Negotiator for Turkey and a former member of Turkey's Parliament from 2002 until 2015

---


Egemen BAĞIŞ